Kayboluş mu? Varoluş mu?

Bir şehir düşünün!
Öyle bir şehir ki; hınca hınç insan kalabalığı, arabalardan çıkan egzos dumanları, uğultulu bir ses ve bu olumsuzlukların yanında stres, telaş ve huzursuzluğun da getirmiş olduğu hiçlik duygusu..

Peki, bu duygunun tüm şehri çepeçevre sardığını sarmaladığını, yavaş yavaş uyuşturarak içindekilerle beraber yok ettiğini; bazen gürültülü ve patırtılı, bazen de sessiz sedasız bitirdiğinin farkında mısınız?

Şu an, “Evet! Durum gerçekten de bundan ibaret” diyenlerin iç seslerini duyar, gün içindeki koşuşturmalarınızı görür, huzursuzluk, mutsuzluk ve sıkıntılarınızı hisseder gibiyim..
Aklınıza genelde gelen şu soruyu “Bu anlamsız dünya telaşı nedir?” diye kendinize sorarken de, o soru cümlesinin içinde gibiyim..

Gibiyim..!
Çünkü, bu davranış ve düşüncede olan, bu soru cümlesini hayatında bir kez bile olsa kendine sormuş olan bir insan nasıl olur da aynı durumda kalır.. bu kadar duyarsızlaşır..!

İşte bu noktada bu bedbaht gibilikten çıkılıp, olması gereken olgunun gibiliğine geçiş yapılmalıdır.

Üzerlerimizdeki gaflet tozunu silkelemeli, gerçeklerle yüzleşmeli, sınavlarımızı kabullenmeli, şeytan ve nefsimize karşı gardımızı almalı ve Allah Teala’nın istediği bireyler, mü’minler olarak yollarımızı arşınlamalıyız.

“Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rablerinden gelen bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. | Bakara Suresi 2-5”

Bizler, O’nun istediği gibi yaşadığımız sürece bu çökmüş dünyanın içinde huzurlu, sakin ve mutlu dünyamızı kurabilir ve yaşayabiliriz.

Ve şu da unutulmamalıdır ki; huzura giden tek yol da iman yoludur!

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran