Klavye Alimleri..!

PAYLAŞ:

Son zamanlarda artış gösteren, zaman zaman yazılarımda da yer verdiğim bir konu-terim ile ilgili birkaç kelam etmek istiyorum bu haftaki yazımda.

“Klavye Alimleri” diye adlandırdığım bu tip insanları gözlemlediğimde hayretler içerisinde kalır, şeytanın hayatlarını, bedenlerini, ruhlarını çepeçevre kuşatmış olduğunu görüp, ardından şöyle bir benzetmeyle örneklendirmek isterim:

Bir çocuk oyuncağına nasıl yön veriyorsa, oynayacağı oyunu şekillendiriyor, kuralları, ne yapması gerektiğini belirleyip oyun dünyasındaki karakteri oynatıyorsa, şeytanında bu ve buna benzer kişileri aynı şekilde oynattığını düşünenlerdenim.

Şeytan yaptırdıklarıyla kendilerini aldatmış, gözlerini görmez, kulaklarını duymaz kılmıştır..
Kılmıştır, çünkü nefislerine hoş gelmiştir. Nefisleri; komutları, fısıltıları, vesveseleri uygulamak istemiştir.

İşte “Klavye Alimliği” de bunlardan biridir.

Sosyal medyada değme hocalara, alimlere taş çıkartacak paylaşımlarda bulunurlar ama kendilerini, hayatlarını incelediğinizde paylaştıklarının onda birini ne yaşantılarında ve eylemlerinde bulabilir, ne de görebilirsiniz.

Ne acı bir durum..!
Nasıl bir gaflet uykusudur bu!

Sorsanız, çok iyi bir iş yaptığını anlatır durur. Fakat şeytan gözlerinde süslemiştir bir kere.

Paylaşım(lar) yapılmış ve görev de tamamlanmıştır.. değil mi?
Paylaştıkları doğrular yaşamlarında ha var, ha yok ne fark eder.. öyle değil mi?

Gerçekten korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız kardeşlerim.

Lütfen dikkat edelim!

Uyanık ve silkenik müslümanlar olalım!

Şeytan, çağımızın nimeti olan dijital-teknoloji olgusundan bizleri yakalamak ve bedbaht bir aleme sürüklemek için var gücüyle çalışıyor.

Her zaman söylediğim bu sözü şiar edinmenizi istiyorum sizlerden:
“Söylemleriniz ile eylemleriniz bir olsun! İşte, o zaman kaliteli, Allah Teala’nın istediği ve şeytanın yenemeyeceği bir kul-müslüman olunur.” diyerek, birde yazıya küçük bir alıntı yaparak yazımı tamamlamak istiyorum.

“Kimilerini görür, İslam için hararetle ve samimiyetle çalıştığını sanırsın, hatta belki o da kendisini öyle sanır. Ancak kalbini araştırdığında ve niyetlerinin hakikatini incelemeye tabi tuttuğunda onun dindar görünümündeki bir dünya taliplisi olduğunu, kendisi için çalışıp başkalarına -belki kendisine de- Rabbi için çalıştığı zannını ve vehmini verdiğini görürsün!
Allah arızalı kalbi kabul etmez, arızalı ameli kabul etmez. O amelden ancak, yalnız kendi rızası için yapılanı kabul eder.” [1]

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran

 

 

 

[1] Niyet ve İhlas-Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi