Bir Işık Doğacak | Seher

PAYLAŞ:

“Eşim vardiyalı bir işte çalışıyordu.
Bundan oldukça sıkılmıştı yeni de evliydik henüz 1.5 yıllık falan. Borcumuz harcımız hiçbir sıkıntımız da yoktu. Artık bir evladımız olsun istiyorduk ve akşamları evde benimle ve bebeğinizle vakit geçirmek istediğinden söz ediyordu sürekli.

Yeni tanıştığı birinin aracılığıyla bir dükkan açma kararı aldı. Ne yaptım, ne ettimse önüne geçemedim. Elimizdeki tüm yatırım ve birikimimizi oraya yatırdık. Rabbimden gelen elbette başımızla kabuldü. İşler yürümedi. Elimizdekinden avucumuzdakinden de olduk. Alyanslarımıza varana kadar gitti. Tabii bu arada şükürler olsun ki hamileydim. Birkaç ay daha geçti dağ gibi borcumuz oldu.
Bu olaydan önce yediğimiz içtiğimiz, misafirimiz, gelinimiz gidenimiz eksik olmazdı (hepsi helali hoş olsun). Elimizde hiç paramız kalmamıştı. Hamileliğimin 37. haftasına kadar çalıştım 2015 Mart ayına kadar.

Allah’ımın izniyle biricik kızımız, Elif’imiz dünyaya sağlıkla gelmişti. Sanırım stresten olacak ki sütüm yeterli gelmiyordu ve hamilelikte yaşadığım her türlü şey kızıma da yansımıştı. Hep ağlayan ve çok mutsuz bir bebekti .
Bu anılarımın arasında bugün gibi hatırladığım ve hiç unutmayacağım, iki tanesi çok kuvvetli (yer etti hafızamda) olay yaşadım. Henüz Elif’in 40’ı çıkmamıştı. Emziriyordum. ‘Allah’ım!’ dedim ‘Şu kapı çalsa da bir komşu bir tas çorba getirse evimize…’

Birde, Elif’e bebek mevlidi yaptığımız gün yaşanan olay. Elif’im açlıktan susmuyordu hiç. Annem mevlidin olacağı gün erken gelmişti. Durumu anladı (tüm masrafları onlar karşılamışlardı 12 gün boyunca yanımda kaldılar, sonra ablam ameliyat olmak zorunda kalınca ona da yardımcı olmaya gitmişti. Bu süreçte hiç kimseye ‘bizim durumumuz her gün kötüye gidiyor’ diyemedim üzülmesinler diye).

Eşim evin uzun koridorunda bir oraya bir buraya gidiyor. Elif ağlıyor, ben ağlıyorum. Henüz 33 günlüktü. Annem dedi ki eşime ‘Oğlum para vereyim Elif’e mama al.’ Eşim, ‘Yok anne ben de para var’ dedi. Annem ısrar etti. En sonunda onu incitmeyecek şekilde ‘Oğlum ben senin annenim, Elif benim biricik torunum. Bir kutu mama anneannesinden olsun. Sende para yok demek istemedim’ dedi. Sonra mama parasını aldı ve eczaneye gidip kızımın o gün mamasını aldı.
Eski ecza deposu çalışanı olduğum için arkadaşlarım kızımın mamalarını hediye alıp yolluyorlardı (Allah onlardan da razı olsun).

Artık bir çıkmazdaydık sanki. Ama kalbimden bir ses “Birgün bir ışık doğacak Seher” diyordu.

Eşim hala fabrikada vardiyalı çalışıyordu…
Yine bugünlerden biriydi. Bir pazar günü telefon çaldı ve eşimi arkadaşının kardeşi aradı. ‘Abi Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne girer misin’ dedi. Düşünmeden kabul ettik, şartları çok iyiydi. Kadrolu olmayacaktı ama fabrikadan aldığı tazminatla borcumuzun yarısı kapanacaktı.
Ve işte dedim o gün; ‘o ışık bugün doğdu üzerimize.’

O güne kadar sessiz sedasız yaşadım ne varsa içimdeydi hepsi. Hep yalvardım yakardım Rabbime.

Bu arada doğum iznim bitmek üzereydi ve biz kızımıza bakıcı bulamadık işimden ayrılmak zorunda kaldım.
Sonra dedim ki, ‘Rabbim! Sen bana borcu harcı versen de senden gelen her şeye razıyım. Kızımı da sağlıkla verdin’ dedim. ‘Sana nasıl şükretsem, nasıl dua etsem. Benim şükrümü nasıl kabul edersin ey Rabbim’ dedim.

Ve kızım 6 aylıkken birgün komşumuzda Kur’an cemiyeti vardı. Annem ve tüm komşularımız oradaydı. Ben de başımı örtüp gittim oraya. Birdaha da çıkarmadım. Rabbim çıkarttırmasın da.

Benim hikayemde böyleydi.

Burada anlatmak istediğim parasızlıktan dolayı yaşadığım sıkıntılardan şikayet değil. Böyle anlaşılmak istemem.
Hayatı boyunca hiç maddi zorluk görmemiş biri olarak yaşanan şeylerin dert sanılması, sonrasında aydınlığa çıkılması. Ve bunun bir şükür sebebi olduğunun farkına varılmasıdır.
Rabbim! Sen şükrümü kabul et.”
.
.
.
Seher hanıma, hikayesini bize ulaştırdığı için teşekkür ederiz.
Allah Teala, imanınızı, ilminizi artırsın. Dosdoğru yolunda, sağlam adımlarla yürüyen saliha kullarından eylesin.
Selametle..

 

Hafsa Taşkıran