Ruhun Kayboluşu

Anlamakta zorlandığım ve sanırım bundan sonra da zorlanacağım bir konu; bir insanın ruhunu bu kadar kirletmesi ve karanlık, yitik bir diyara terk etmesi..

Düşünüyorum..!
Gerçekten bu konu üzerinde çok düşünüyorum ama inanın cevaplarım hep havada kalıyor. Daha ne kadar olabilir ki dedikçe de, daha kötüsü oluyor ve ne yazık ki her geçen gün de yok olan ruhlar akılları terk edip, ruhsuz bedenler olarak aramıza teşrif ediyor.

Nasıl olur da bir kul ruhunu bu buhrana sürükleyebilir?

Nasıl olur da ruhunu hiçliğe satabilir?

Bir kula bahşedilmiş olan en güzel nimetlerin başında olan akıl ve ruh ikilisini nasıl olur da yok etme çabasına girer?

Müslümanlık iddiasında bulunan bir kul nasıl bu hal üzere olabilir???

Kitabını okuduğunu, anladığını, beylik lafları ederek anlatan bir müslüman nasıl olur da ruhunu körleştirir, aklını yitikleştirir???
.
.

Bu soruların ve gözlemlerimin cevabı, tek çıkarımı şu olabilir ki (en mantıklısını bulamıyorum sanırım); ruhunu, aklını şeytana satmış olup, bu durumun farkında bile değiller. Yaptıkları her eylemin mutlaka bir bahanesi olup, uyarıldıklarında ise; Allah tarafından başlarına gelen musibet, din kardeşi tarafından, annesinden, babasından, eşinden vb. vesilelerle harekete geç eylemi söylendikten sonra cevapları hazır olup “ama düzen bize-bana bunları yapmaya zorluyor” diyerek içlerini rahatlatıyorlar.

Ve kimileri -hatta çoğu da diyebilirim- gerçekten içinde bulunduğu durumun vahametine karşı o kadar körleşmiş bir vaziyettedir ki, içine sindirmiş olarak sizlerin uyarılarına karşı da şaşırmış bir şekilde şu cevabı bile verirler: “Benim halimde ne varmış ki!”

Ne yok ki..
Biliniz ki, nefsini dost edinen şeytanı da dost edinmiştir.

“Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. | A’raf Suresi 30”

“Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.| Zuhruf Suresi 37”

“Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. | Muhammed Suresi 25”
.
.

Evet Allah bu gibi insanları yolundan saptıracağını bizlere bildirmiş amma velakin benim takıldığım konu, hidayet yolu belli olan, hidayet nuruyla nurlandırılan bir müslüman nasıl olur da kendini böylesi bir helake sürükleyebilir. Bu kötülüğü kendine, ruhuna, aklına, bedenine ve bu kainatta bulundurduğu hacmine bunu nasıl yapabilirdi..?
.
.

Bu ve bunlara benzer soruları kendime her sorduğumda peşinden aklımda şu ayetler de belirmiyor değil:

“Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | Kasas Suresi 56”

“Mü’min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin! | Şuara Suresi 3”

Ve ardından da şu ayetle yolumda ve uyarılarımda devam etmem gerektiği bana (ve bizlere) hatırlatılıyor:

“Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. | Nahl Suresi 82”
.
.

Ben, üstüme düşen görevi elimden geldiğince en doğru şekilde uygulamaya, aktarmaya çalışacağım Allah’ın izniyle.

Lütfen, sizler de üstünüze düşen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışın ve çalıştırın.

Şu da unutulmamalıdır ki, her kulun birbiri üstünde hakkı vardır ve birbirimizi uyarmak (Allah’ın istediği şekilde) üstümüze vazifedir.
.
.

Umarım, şu andan itibaren ruhların akılla buluşma merasimi başlamıştır..

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran