“Ben” mi?, “Biz” mi?

PAYLAŞ:

Ne oldu ya da ne olmuştu da aslımızdan, kendimizden, sevdiklerimizden, çevremizden ve toplumdan kaçar durumuna gelmiştik?

Hangi durum ve vaziyet bizleri bu hale getirmişti?

Neden korkak ve ürkek yaklaşır olmuştuk hayata?

Niçin bu kadar uzaklaşmıştık kardeşlikten ve bağlardan?

5N1K’nın içinde bulunduğu soru cümlelerini yazıya aktarsam acaba verilen cevaplar farkındalığı artırıp, uygulamaya konulacak mıdır diye düşünmeden de edemiyorum açıkcası..

Ama yinede bir umut, gözlemlerimi ve tavsiyemi yazıya aktarmak istedim ki, belki birileri, bir kaçları ya da (inşaAllah) çok daha fazlası uyanışa geçer ve özümüz olan bağlarımıza geri dönebiliriz.

“Peki nereden başlamak gerekir” derseniz, “Ben” duygusunu kalplerden, beyinlerimizden söküp atmakla ilk adımımızı atmamız gerektiğini söyleyebilirim sizlere.
Bu bencil, nefsi duyguyu yok etmediğimiz sürece “biz” ve “birlik-bağlılık” olgusu hiçbir zaman hayatlarımıza yerleşmeyecektir.
Hemde hiçbir zaman!

Kardeşlerim, hayatlarımız, yaratılışımız “ben merkezi” üzerine kurulmadı; kurulmadığı ve fıtrata aykırı davrandığımız içinde olmayan bir şeyi zorla oldurmaya çalışmaktayız.

“Ne yapalım? Günümüzün yaşam koşulları da bu!” dediğinizi duyar gibiyim.
Hayır! Geçmiş, bu zaman ya da gelecek fark etmez..
Davranış şeklimiz bu olmamalıdır.

Allah Teala bu kadar kalitesiz, sadece “yaşamak için yaşa-çalış” duygusunu bu fıtrata yüklemiş olabilir mi?

Mantığa ters düşen bu durumu, davranışı ise bizler zoraki yaşamaya çalışan insanlar olup çıkmışız maalesef.

Birde şu söylemle çok karşılaşırım:
“İnsanlar beni bu hale getirdi!”

Evet! Ne yazık ki bu vahim durumla her birimiz karşılaşmaktayız ve karşılaşacağız da. Çünkü burası sınav dünyası ve Allah Teala bir ayeti kerimesinde bizlere şöyle bildirmiştir:

“Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. Sabredecek misiniz? | Furkan Suresi 20”

Bizler birbirimiz ile imtihan ediliyor, sınanıyoruz ama sınanırken de sınavı kaybediyoruz.
Nedeni, “Ben” duygusunu ruhlarımıza işlememizden kaynaklanıyor olmasıdır.
Zorla işlediğimiz “ben” duygusundan..!

Üst paragrafta da yazdığım gibi eğreti duyguyu söküp atmadığımız sürece değişilmeyecek ve daha da kötüye gidilecektir.

Sizler, sıradan, herkes gibi olmak yerine; Yüce Yaratıcımızın tanımını yaptığı, O’nun istediği gibi, hükümleri doğrultusunda yaşayan kaliteli mü’minler olmayı tercih edin.

Alan el değil, veren el olun her zaman.

Tavrınızı bozmadan olaylar karşısındaki tutumunuz O’nun istediği davranış ve duygu şekli olsun.

Sizler, Allah Teala’nın istediği gibi mü’minler olduğunuz zaman hem bu dünyada, hem de ebedi yurdunuzda kazananlardan olacaksınızdır.

Ve sizlere (Allah’ın izniyle) şu durumun da taahhütünü verebilirim ki, insanların size karşı olan tutum ve davranışları (isteyerek ya da istemeyerek de olsa) değişecektir.

Çünkü Hak Teala bir kere o muhteşem vakar elbisesini size giydirmiştir.

İşte bu yüzdendir ki, bir an önce vakar elbiselerimizi giyip, kaliteli mü’minler olarak yaratılış aslımıza dönelim.

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran