Reçete..

PAYLAŞ:

“Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. O halde, Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol. Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” | Hicr Suresi 97-99

Bugün tevafuk eseri karşıma çıkan bu ayet üzerinden naçizane yazımı yazmak istiyorum.

Her birimizi ilgilendiren, hepimizin yaşadığı sıkıntılı halleri anlatan 97. ayeti kerime ve akabinde devam eden ayetlerde bu hallerden kurtulma metodunu, feraha erme durumunu açıklayan ayetlerle karşı karşıyayız.

97. ayet de, müşriklerin, kendisine karşı takınmış oldukları tavırdan dolayı canı sıkılan Resulullah’ı teselli etmekte ve ona, bundan sonra gelen ayette canının sıkıntısını giderecek çare bildirilmektedir. [1]
Dolayısıyla bizlere de bildirilmektedir.

Peki sorarım sizlere; huzura, feraha kavuşma hali bizlere bildirilmişken neden başka yerlerde arayışa çıkarız?

Her insanın sıkıntılı anları, zamanları vardır. Her an sınav halindeyizdir de.
Bu süreçte takınmamız gereken tavır, panik halinden çıkıp sağlıklı bireylere dönüşmek için (mecazi anlamda örnekleme yapıyorum) doktorun reçeteye yazdığı ilaçları kullanmaktır.
Bahsedilen ilaçlar ise; 98. ayette bahsedilen Allah’a hamd etmek ve namaz kılmaktır.

Her sıkıntının, korkunun, huzursuzluğun, sınavın, musibetin altından kalkabilmenin yegane kuralı bu ayetti hayatımıza geçirmektir.

Huzeyfe b. el-Yeman diyor ki;
“Resulullah (sav) herhangi bir hususta sıkıntıya düştüğü zaman namaz kılardı.” [2]

Son ayeti kerimde (99. ayet) ise bizlerden istenilen husus, kul aklı başında olduğu sürece, ölüm gelip çatıncaya kadar sorumlu olduğu ibadetlerini devam ettirmek zorunda olduğudur.

Şimdi,
Hasta belliyken,
Hastalık ortadayken,
Teşhis konulmuşken,
Geç olmadan,
Şeytan vücuda yayılmadan,
Metastaz yapmadan bir an önce tedaviye başlanmalıdır.

Allah’ı hamd ile tespih ederek, seccadeler üzerinde koşun aydınlıklara.

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran

 

 

 

 

[1] Ebû Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi Tefsiri c.5, s.176
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned c.5, s.388