Sınıflandırılmış hayatlar!

PAYLAŞ:

Ne garip değil mi?
Aynı maddeden, içerikten yaratılan insanın kendini bir şey zannedip beğenmesi, bölünmesi.
Bölünmelere izin vermesi.

Maalesef sınıflandırılmış hayatlar çepeçevre kuşatmış dört bir yanımızı.
Her zümre kendi sınıflarını oluşturup dışarı aktarım yapmadığı gibi içeri alımda yapmamaktadır.

Klasikleşmiş, normalleşmiş terimleri yan yana yazmak kadar kolaylaşmış her şey.
Zengin-fakiri, okuyan-okumayanı, devleti olan-devleti olmayanı, şehirli-köylüyü vb. (içim titreyerek yazıyorum) aşağılamaktan, ezmekten zevk alır olmuş.

Birde “etiket” algısı çıktı ortaya ve ne yazık ki bu algının beyinlere yerleşmesiyle birlikte sınıflara ayrılmış toplumlar oluştu, oluşturuldu.

Bu gibi insan müsvetteleri için söyleyebileceğim, yazabileceğim bir söz varsa o da “Akıl fukaraları” olurdu.

Ah kardeşlerim, aslında bu akıl fukaraları için neler söylenir ama Allah için susmak ve Allah Teala’ya havale etmek en iyisi.
Bir müslümana, mü’mine yakışan davranışta budur.

“Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman “Selam!” der geçerler.” | Furkan Suresi 63

Yüce Yaratıcının bizleri ne için yarattığını, yaratılış amacımızı, gayemizi unutmadan hükümler çerçevesinde ve sınıflandırılmadan davranışlarımızı belirleyip, hareket edip, uygulamalıyız.

Bizler için alt tabaka, üst tabaka ayrımı olmamalıdır.
Her birimiz aynı kaynaktan geldik ve aynı kaynağa döneceğimize göre hayatımızdaki tüm sınıflandırılmış kalıplardan dışarı çıkıp; sade, taze ve bir insana, mü’mine yakışır bir şekilde yaşamımızı idam ettirmeliyiz.

Özünü unutmayan, kalıplardan sıyrılmış, hür yürekli müslümanlar olarak yeniden dirilmeliyiz.

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran