Allah’a verilen söz!

PAYLAŞ:

“Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.” | Ra’d Suresi 20

Ayeti Kerime’de zikredilen “Allah’ın ahdi”nden neyin kastedildiği hususunda şu görüşler zikredilmiştir: Bu ahit;

“Hani Rabbin, Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.” | A’raf Suresi 172

Yahut bu ahit, haklarında akli ve nakli deliller bulunan emir ve yasaklardır. Bu delilleri görenler, emirleri tutmak ve yasaklardan kaçınmak zorundadırlar. Zira onun delilleri görmesi, Allah’a karşı bir ahit vermesi anlamına gelmektedir.

Ayeti Kerime’de zikredilen “Söz verme”nin ne anlama geldiği hususunda da şunlar söylenmiştir:
Buradaki söz verme ‘La ilahe illallah Muhammedurresulullah’ diyerek iman ettiğine dair Allah’a karşı vermiş olduğu söz ile, insanlarla yapmış olduğu herhangi bir muamelede verilen söz anlamına gelmektedir.

Böylece hakkı gören mü’minler, hem Rablerine iman ettiklerine dair verdikleri sözü bozmazlar hem de insanlarla yapmış oldukları muamelelerde vermiş oldukları sözden caymazlar. [1]

Yazının bu paragrafına geçiş yaptığınıza göre ayeti anlayıp, düşünüp, tefekkür edip, amel etme vaktinin de geldiğinin farkına varmış olmanız gerekiyor sanırım..!?

Verilmiş bir sözden bahsediyorum sizlere!
Her verilen sözün ciddiyetinin olduğu muhakkak.
Allah katında da..
Ama bu verilen söz Allah Teala’ya kardeşlerim.

Meselenin ne kadar ciddi olduğunu görmemek için sizi engelleyen nefislerinizi ve şeytanın boyunlarınıza geçirmiş olduğu zincirleri kırma vakti artık.

Kırın şu kahrolası zincirleri..
Kırın ki, özgürlüğünüze koşun, erişin..!
Huzur demetleriyle donatın her yeri.

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran

 

 

 

[1] Ebû Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi Tefsiri, c.5, s.79