Karar Sizin!

Koltuğa oturmuş kulağıma ilişen kuş cıvıltıları eşliğinde kendimi düşünür ve akabinde de yazarken buldum.

..insanların fütursuzca yaşadığını, nefislerinin peşinden sürüklenip helake koşar adımlarla ilerlediğini, bencillikleri, menfaatleri, mal mülk, makam mevki ve paraya olan düşkünlükleri, gösterişi, riyayı, yalanı dolanı, fitne ve fesadı, insanların başarılarını kıskanıp hazmedemeyenleri, olur olmadık şeylerle onları itibarsızlaştırmaya çalışanları ve saymakla bitmeyecek kötülükleri.. yani insanoğlunun dünyaya olan aşırı bağlılığını ve sevgisini düşünürken, aklıma mızrak gibi saplanan şu ayetleri sıralayarak, acilen kendinize gelmeniz gerektiğini hatırlatmak isterim.

 

“Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. | Bakara Suresi 86”

“Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.
İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. Yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. | Hud Suresi 15-16”

“Size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | Kasas Suresi 60”

“Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın. | Fatır Suresi 5”

“Şüphesiz bu dünya hayatı ancak bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. | Mü’min Suresi 39”

“Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi! | Ankebut Suresi 64”

“Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | Al-i İmran Suresi 185”

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Bir yağmur misali ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise hem şiddetli bir azap, hem de Allah’tan mağfiret ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. | Hadid Suresi 20”

“Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. | Ra’d Suresi 26”

 

Ne kadar acı bir tablo..!
Dünya hayatının eğlencesine süsüne aldanan; geçici yurdu ebedi yurda tercih eden, peşin olanı isteyen ve seven “Siz çarçabuk geçmekte olanı seviyorsunuz. Ve ahireti bırakıyorsunuz. | Kıyamet Suresi 20-21”, insanların durumunu Allah Teala bizlere bu ayeti kerimeleriyle bildirmiş olduğu halde “Bu nasıl bir isyandır, nasıl bir cesurluktur, cesarettir..?” demekten öteye geçemiyorum.

Sanırım büyüklerimizin söylediği “Cahiller cesur olur” sözü de konuyu ne yazık ki net bir şekilde açıklamaktadır.

Akıllar tükenmiş, nefisler taarruza kalkmış..
Ruhlar kirlenmiş, bedenler süslenmiş..
Allah’a karşı -haşa- büyük bir isyan, şeytana karşıysa büyük bir teslimiyet..
Egolar tavan, edep haya ahlak taban..
Velhasıl çöplük yaşamlar..!

Peki, bir insan neden bu kötülüğü kendine yapar?
Kulunu kusursuz bir biçimde yaratan Yaratıcıya karşı bu pervasızca inat niye?
Sorarım! Allah’a verdiğin söze ne oldu?

“Hani Rabbin Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da, ‘Evet, şahit olduk’ demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, ‘Biz bundan habersizdik’ dememeniz içindir. Yahut, ‘Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?’ dememeniz içindir. | A’raf Suresi 172-173”

Bu kadar mı aciziz?
Bu kadar mı güçsüzüz?
Nefsin karşısında duramayacak kadar mı zayıfız?

“Arzularını ilâh edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın? | Furkan Suresi 43”

“Nefsinin arzusunu ilâh edineni, Allah’ın, bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ ibret almayacak mısınız? | Casiye Suresi 23” Bu ayetlerin muhatabı mı olmak istersiniz, yoksa “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. | Şems Suresi 9” bu ayetin mi..?

Şimdi halinizi tekrar bir gözden geçirip, dosdoğru yol üzerinde sağlam adımlarla yürüyün ve doğrularla beraber olun!
“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. | Hud Suresi 112”

Selametle..

 

Hafsa Taşkıran